11. KBAM Sempozyumu
11. KBAM Sempozyumu
KENTSEL VE BÖLGESEL ARAŞTIRMALARDA GELECEĞİ TARTIŞMAK: YENİ DÜŞÜNSEL UFUKLAR
23-24-25 Aralık 2026 ODTÜ, Ankara
Son yıllarda kentsel ve bölgesel araştırmalarda önemli bir yönelim, mevcut krizlerin ve yapısal sorunların analizi üzerinde yoğunlaşırken, geleceğe dönük kavramsal ve kuramsal kurgular görece sınırlı kalmaktadır. Mevcut yazın büyük ölçüde var olan eşitsizliklerin, kırılganlıkların ve yönetişim sorunlarının teşhisine odaklanmakta; buna karşılık alternatif kentsel geleceklerin düşünsel olarak inşası daha zayıf bir hat oluşturmaktadır. Bu durum, bazı yaklaşımlarda epistemik kapanma eğilimlerini ve geleceği düşünme kapasitesinde daralmayı gündeme getirmektedir. Bu sempozyum, kentsel ve bölgesel geleceklerin nasıl yeniden kurgulanabileceği; mevcut kuramsal araçların bu düşünsel ufukları ne ölçüde mümkün kıldığı ya da sınırladığı; alternatif kavramsal çerçevelerin nasıl geliştirilebileceğini tartışmaya açmaktadır. Amaç, yalnızca mevcut eğilimlerin eleştirisi değil, aynı zamanda yeni düşünsel ufuklar ve araştırma gündemleri oluşturmaktır.
21. yüzyılın ilk çeyreğini geride bırakırken, hızlanan toplumsal, ekonomik, çevresel ve teknolojik dönüşümler kentsel ve bölgesel araştırmaları yeniden değerlendirmeyi gerektiriyor. Kentler, sosyal, ekonomik, teknolojik ve kültürel süreçlerin kesiştiği dinamik mekânlar olarak giderek daha karmaşık hale gelirken; bölgeler de artık yalnızca idari sınırlarla değil, ağlar, akışlar ve çok katmanlı ilişkiler üzerinden tanımlanıyor. Bu dönüşüm, kentsel ve bölgesel araştırmaların hem kuramsal çerçevesini hem de yöntemlerini sorgulamayı ve yeni açılımlar geliştirmeyi zorunlu kılıyor. Özellikle Küresel Güney’de hızlanan kentleşme, derinleşen sosyo-ekonomik kırılganlıklar, bölgeler içinde ve arasında artan mekânsal eşitsizlikler, iklim krizinin etkileri ve veri-temelli analiz olanaklarındaki gelişmeler, araştırma gündemini ve araçlarını eşzamanlı olarak yeniden şekillendiriyor.
Bu dönemde Türkiye’de ise kentsel ve bölgesel dinamikler, merkezileşmiş politikalar ve karar süreçleri, derinleşen konut krizi ve doğal afetlerin yıkıcı etkilerinin iç içe geçtiği bir bağlamda şekillenmektedir. Bölgesel ölçekte, “Doğu-Batı” ikilemi kalıcı bir yapısal sorun olmaya devam ederken; ekonomik faaliyetler ve nitelikli işgücü hâlâ büyük ölçüde batı illerinde yoğunlaşmaktadır. Bu yoğunlaşma, on yıllardır süregelen bir göç döngüsü yaratmıştır; bu döngüde batı illeri aşırı kentleşme, altyapı yükü ve çevresel bozulma ile mücadele ederken, doğu illeri ise beyin göçü ve sınırlı ekonomik çeşitlenme ile karşı karşıyadır. Hatta küreselleşme dinamikleri, hızlanan teknolojik değişim ve üretim süreçlerinin dönüşümü ile birlikte göç olgusu daha üst ölçeklere taşınarak küresel bir dolaşım rejimine evrilmektedir. Özellikle yüksek nitelikli işgücünün ulus-aşırı hareketliliği belirgin biçimde artmıştır. Böylece hem emek hem de üretim süreçleri, giderek ulusal sınırların ötesinde, çok katmanlı ve ağ-temelli bir coğrafyada konumlanmakta; karar alma, üretim ve değer yaratma süreçleri küresel ölçekte parçalanarak yeniden örgütlenmektedir. Bunların yanı sıra inşaat odaklı büyüme modeli metropollerin fiziksel yapısını hızla dönüştürürken, aynı zamanda sosyal eşitlik yerine arazinin metalaştırılmasını önceliklendiren neoliberal bir “kentsel dönüşüm” sürecini de tetiklemiştir. Bu süreç, gecekondu mahallelerinin değişip dönüşmesine, düşük gelir gruplarının merkezden dışlanmasına ve konuta erişimlerinin giderek zorlaşmasına yol açmıştır. Artan enflasyon ve ekonomik kırılganlıklar bu barınma krizini daha da derinleştirmiştir. Bununla birlikte, bölgesel çatışmaların etkisiyle artan dış göç, birçok kentin sosyo-mekânsal yapısını önemli ölçüde dönüştürüp yerel hizmetler üzerinde baskı oluştururken kentsel planlama kurumlarının çoğu zaman entegre etmekte zorlandığı yeni kayıt dışı işgücü piyasaları ve etnik bölgeler yaratmıştır. Son yılların belirleyici bir kentsel krizi de Şubat 2023’te Kahramanmaraş depremleri ile yaşanmıştır. Bu kriz, kentsel dayanıklılık ve afet yönetimi konularını yeniden düşünmeyi zorunlu kılmıştır. İklim krizi bağlamında artan kentsel ısı adası etkileri, kuraklık ve sel de kentlerin karşı karşıya olduğu çok katmanlı riskleri daha görünür hale getirmektedir. Türkiye, COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, sıfır atık girişimleri ve iklim uyumlu altyapı için bir baskı oluşmakta, hızlı ekonomik büyüme baskısının uzun vadeli ekolojik sürdürülebilirliğin önüne geçtiği yerlerde, bu politikaların sahada uygulanması zorlaşmaktadır.
2020’lerin sonlarına doğru ilerlerken, Türkiye’de, “ne pahasına olursa olsun büyüme” modelinden, farklı coğrafi bölgeler arasında genişleyen uçurumu kapatabilecek sürdürülebilir, afete dayanıklı ve sosyal açıdan kapsayıcı bir gelişme modeline geçmek gerekliliği ortaya çıkmakta; kentsel ve bölgesel araştırmaların bu yönde bir gelecek perspektifi geliştirmesi gerektiği görülmektedir. “Kentsel ve Bölgesel Araştırmalarda Geleceği Tartışmak: Yeni Düşünsel Ufuklar” başlıklı 11. KBAM sempozyumunda bu değişimlerin kentsel ve bölgesel araştırmalara yansımasının ve geleceği şekillendirecek önerilerin aşağıdaki temel başlıklar çerçevesinde değerlendirilmesi hedeflenmektedir. Sempozyum sadece bu konularla sınırlı olmamakla birlikte, coğrafya, mimarlık, sosyoloji, iktisat, kamu yönetimi gibi alanlardan da katkılar beklenmektedir.
Konutun Finansallaşması ve Barınma Krizi
Konut, sadece fiziksel bir barınma birimi değil; toplumsal adaletin, erişilebilirliğin ve kentsel hakların merkezinde yer alan bir unsurdur. Küresel ölçekte gayrimenkulün bir yatırım aracına dönüşmesi, dünya genelinde “erişilebilir konut” krizini derinleştirmektedir. Geleceği tartışırken; dönüşüm baskısı altındaki mahalle yapılarının, değişen hanehalkı kompozisyonlarının ve buna bağlı ortaya çıkan konut ihtiyacının; konutun finansallaşması karşısında geliştirilebilecek alternatif çözümlerin ve erişilebilir konut üretim modellerinin ele alınması hedeflenmektedir.
İklim Değişikliği ve Afet Sonrası Kentler: Yeniden Yapılanma, Dayanıklılık ve Mekânsal Dönüşüm
Son yıllarda artan doğal afetler, özellikle depremler, kentlerin fiziksel, sosyal ve kurumsal yapılarında derin etkiler yaratmakta ve kentsel planlama yaklaşımlarını yeniden şekillendirmektedir. Afet sonrası yeniden yapılanma süreçleri yalnızca fiziksel mekânın yeniden inşasını değil; aynı zamanda geçici ve kalıcı barınma çözümlerini, güvenli ulaşım ağlarını ve toplumsal dayanışma mekanizmalarını da kapsamaktadır. Bu bağlamda, dirençli kentler oluşturma hedefi doğrultusunda risk azaltma, sakınım planlaması ve sosyal dayanıklılığı güçlendiren bütüncül yaklaşımların geliştirilmesi önem kazanmaktadır. Afet öncesi ve sonrası süreçlerin mekânsal adalet, kırılgan grupların korunması ve uzun vadeli kentsel dönüşüm politikaları ile ilişkisi de bu başlık altında ele alınması beklenen temel konular arasındadır.
Pandemi Sonrası Kentler ve Yeni Hareketlilik Biçimleri
COVID-19 pandemisi, kentlerde yaşam, çalışma ve hareketlilik biçimlerinin yeniden düşünülmesine yol açmıştır. Bu kapsamda “15 Dakikalık Kent” yaklaşımı, iş ve yaşam alanlarının iç içe geçmesi, yayayı önceleyen planlama ve merkezsizleşme eğilimleri bu tartışmaların odağında yer almaktadır. Ayrıca uzaktan çalışma pratiklerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, metropollerin yakınlarında konumlanan veya metropollerden erişimin kolay olduğu küçük kentler ve yerleşimler önem kazanmaya başlamıştır. Bu değişikliklerin yereldeki ve bölge düzeyindeki etkileri de tartışılması gereken konular arasındadır.
Araştırmada Yeni Yöntemler, Yapay Zekâ, Veriye Dayalı Karar Verme ve Mekânsal Modelleme
Yaşanan toplumsal dönüşümler, krizler ve teknolojik gelişmeler, kentsel ve bölgesel araştırmalarda kullanılan yöntemlerin yeniden düşünülmesini zorunlu kılmaktadır. Klasik veri toplama ve analiz tekniklerinin ötesine geçen yeni yaklaşımlar; büyük veri, açık veri, yurttaş bilimi, veri etiği, davranışsal analizler ve ekolojik perspektiflerle birlikte ele alınmaktadır. Bu süreçte, veriye dayalı karar verme mekanizmaları ve politika geliştirme süreçleri, araştırmanın yalnızca analitik değil aynı zamanda uygulamaya dönük boyutunu da güçlendirmektedir. Mekânsal modelleme, mekânsal istatistik ve yapay zekâ temelli analizler, karmaşık kentsel süreçlerin anlaşılması ve geleceğe yönelik senaryoların geliştirilmesinde önemli araçlar sunmaktadır. Bu başlık altında, disiplinler arası, yenilikçi ve uygulamaya aktarılabilir yöntemler geliştiren; veri temelli karar destek sistemleri ve politika üretim süreçlerini içeren çalışmalar beklenmektedir.
Kentsel Mekânda Sosyo-Mekânsal Adalet, Hizmetlere Erişim ve Eşitsizlikler
Kentler, farklı toplumsal grupların mekânsal olarak ayrıştığı, kaynaklara ve hizmetlere erişimin eşitsiz biçimde dağıldığı alanlar olarak giderek daha belirgin hale gelmektedir. Mekânsal ayrışma, göç ve etnik mekânsallaşma süreçleri, kentsel hizmetlere erişimdeki eşitsizlikleri derinleştirirken; eğitim, sağlık, yeşil alanlar ve kamusal mekânlara erişim, sosyal adaletin temel belirleyicileri arasında yer almaktadır. Bu bağlamda, kentsel çevrenin sağlık üzerindeki etkileri, mekânsal sağlık eşitsizlikleri ve kırılgan grupların (çocuklar, yaşlılar, göçmenler vb.) kent içindeki konumları önemli bir araştırma alanı oluşturmaktadır. Kentsel hizmetlerin dağılımı, ulaşılabilirliği ve kalitesi; yalnızca fiziksel altyapı ile değil, aynı zamanda yönetişim, planlama politikaları ve sosyal kapsayıcılık mekanizmaları ile de ilişkilidir. Bu doğrultuda kentsel adalet, erişilebilirlik, eşitlik ve kapsayıcılık perspektifleriyle kentsel hizmetlere erişim ve sosyo-mekânsal eşitsizlikler önem kazanmaktadır. Bu başlık altında, eşitsizlikleri azaltmaya ve sosyo-mekânsal adaleti sağlamaya dönük kapsayıcı planlama yaklaşımlarının ve çok ölçekli yönetişim modellerinin nasıl geliştirilebileceğinin tartışılması beklenmektedir.
ÖNEMLİ TARİHLER
Sempozyum Duyurusu: 22 Mayıs 2026
Bildiri özetleri gönderimi: 22 Haziran 2026
Doktora Atölyesi Başvuru: 22 Haziran 2026
Kabul edilen bildirilerin/doktora başvurularının ilanı: 31 Temmuz 2026
Kabul Edilen Doktora Atölyesi Başvuruları Metin Teslimi: 30 Ekim 2026
Bildirilerin Tam Metninin Gönderimi: 30 Ekim 2026
BAŞVURU
Sempozyuma katılmak isteyenlerin 22 Haziran 2026 tarihine kadar 300-500 kelimelik bildiri özetlerini https://kbam.metu.edu.tr/bildiri-ozeti-gonderme/ adresinden yüklemeleri gerekmektedir.
YAYIN
Sempozyumda sunulan bildiriler derleme sürecinden geçerek “Kentsel ve Bölgesel Araştırmalar Ağı 11. Sempozyumu Bildiri Kitabı”nda toplanarak yayımlanacaktır. Bildiri Kitabında yer alma durumu bildiri sahiplerinin tercihine bağlı olmakla birlikte, tüm bildiri özetleri “Kentsel ve Bölgesel Araştırmalar Ağı 11. Sempozyumu Bildiri Özetleri Kitabı”nda yer alacaktır.
DOKTORA ATÖLYESİ
Doktora Atölyesi doktora çalışmalarının farklı aşamalarında olan (yeni başlayan, araştırma aşamasına gelmiş olan, araştırmasını tamamlamak üzere olan veya tezini bitirmekte olan) araştırmacıların bir araya gelerek tezlerine yönelik bildirim / görüş almalarını ve deneyimlerini paylaşmalarını sağlamak üzere düzenlenmektedir. Atölyeye katılmak isteyen genç araştırmacılar 22 Haziran 2026 tarihine kadar 200-400 kelimelik bir özeti kbam.metu.edu.tr sitesi “bildiri özeti gönderme” sekmesi üzerinden gönderebilirler. Atölyeye kabul edilenlerden 30 Ekim 2026 tarihine kadar 1000-2000 kelimelik geniş bir açıklama metni hazırlayıp kbam@metu.edu.tr adresine e-mail göndermeleri istenecektir.
11. SEMPOZYUM DÜZENLEME KURULU*
Esma Aksoy Khurami Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
Neşe Aydın Süleyman Demirel Üniversitesi
Bilge Çakır Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi
Nuri Tunga Köroğlu Çankaya Belediyesi
Ecem Kutlay Orta Doğu Teknik Üniversitesi
Burcu Özdemir Sarı Orta Doğu Teknik Üniversitesi
Ender Peker Orta Doğu Teknik Üniversitesi
Ayşegül Sarı Orta Doğu Teknik Üniversitesi
Sezen Savran Penbecioğlu Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
Anıl Şenyel Kürkçüoğlu Orta Doğu Teknik Üniversitesi
Nil Uzun Orta Doğu Teknik Üniversitesi
Göksun Yıldırım Orta Doğu Teknik Üniversitesi
*Liste soyadların alfabetik olarak sıralanması ile oluşturulmuştur.
11. SEMPOZYUM BİLİM KURULU*
